Somon Dna Öncesi Sonrası

Çocuklarda KBB Muayenesi
1 Şubat 2018

Somon Dna Öncesi Sonrası

Somon Dna Öncesi Sonrası

Çevresel faktörlerin etkisi ile cilt zaman ile kalitesini kaybetmektedir. 30’lu yaşlarda başlamakta olan kolajen kaybı her yıl %1 artış göstermektedir. Böyle bir durumda cilt daha mat ve kuru görünmektedir. Somon Dna aşısı ise son yıllarda en fazla tercih edilen gençleştirme yöntemlerinden birisidir.

Somon Dna yaşlanmaya başlamış hücrelerin yeniden güzelleşmesi için kullanılmaktadır. Gençlik aşısı oldukça başarı veren uygulamalardan birisidir. Aynı zamanda lazer veya botoks uygulaması ile de desteklenebilmektedir. Somon dna uygulaması cilde iğneler aracılığı ile uygulanır. Cildin zaman içinde kaybetmiş olduğu lif dengesini yeniden kazandırır. Böylece cilt elastikiyetini kazanmış olur ve daha parlak, daha canlı bir görünüm kazanır. Somon Dna tedavisi hastanın cildinin yıpranmışlığına göre 1 ile 5 seans arasında değişmektedir.

Somon dna öncesi sonrası arasında büyük farklar bulunmaktadır. Uygulamanın sonrasında hafif kızarıklık veya morarma meydana gelebilir. Fakat bu sorunlar aynı günün içinde kaybolmaktadır. Böylece kişiler günlük hayatlarına çok kolay dönebilir. Oluşan morluklar çeşitli kozmetik ürünleri kullanılarak da kapatılabilir. Bunun kişiye herhangi bir sakıncası olmaz. Uygulamayı yaptıran kişiler diğer yüz gençleştirme uygulamalarından da yararlanmayı da istiyor ise, dönüşümlü olarak yaptırabilir. Kısacası, bir kişi Dna tedavisinden yararlanırken, aynı zamanda da prp yani kök hücre ile cilt yenilemesi yapmak isterse, bunu mutlaka sıra ile yapmalıdır. Böylece daha kesin ve başarılı sonuçlar elde edilir.

DNA Molekülleri

Somon Dna Öncesi Sonrası

Dna molekülleri, somon balığının spermlerinden elde edilmektedir. Cildin ihtiyacı olan nem dengesini korumaktadır. Tedavi sırasında polinükleotidler ve hyalüronik asit molekülleri cilde uygulanmaktadır. Cilt gençleştirmede kullanılan en doğal yöntem olarak görülmektedir. Bu uygulama yaklaşık olarak 40 dk. sürmektedir. Uygulama esnasında cilt altı enjeksiyonu lokal anestezi ile ağrısız bir şekilde yapılır.

Ciltte enfeksiyon bulunan bölgelere işlem yapılmamaktadır. Uygulamanın sonrasında cilt suyu daha fazla tutulur, böylece cildin nem dengesi korunmuş olur ve cilt yenilenmesi yaşanır. Somon Dna’nın en sık uygulandığı bölgeler; alın, göz çevresi, yüz, eller, dekolte bölgesi ve boyun olmaktadır. Ayrıca bu uygulama sonrasında herhangi bir yan etki ve alerji riski yoktur. Somon Dna’yla ilgili detaylı bilgi almak için Op. Dr. Mustafa Bilazer ile iletişime geçilebilir.  

Somon Dna Öncesi Sonrası ile ilgili daha detaylı bilgi için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Comments are closed.